Mitolojik Tespitler

Mitleri okumak kültürler hakkında bilgi edinmek için tercih edilebilecek bir yöntem. Okunması kolay şeyler değil ama tarihsel döngülerin açıklayıcısı olabiliyorlar. Bütün mitolojik hikayeleri ve ulusal destanları okumaya çalışıyorum. Bu okuduğum hikayelerden sonra bir kaç tane tespit yaptım. Bazı konularda da tıkandım, yanıtlarını aradığım sorular var.

Doğu kültürleri batılılar için, batı kültürleri de dünyanın geri kalanı için oldukça ilgi çekici. Bu ilk tespitim. Koskoca Steve Jobs’un Buda’nın öğretilerini anlayabilmek için kalkıp Hindistan’a gidip beş parasız ölümlerden dönmesini örnek göstereyim. (Gerçi daha o zamanlar Apple portakalda vitamin imiş) Türklerin batı hayranlığının tam karşısında da batılıların doğu kültürlerine olan ilgisi var.  

Mitoloji denildiğinde insanların aklına sadece Yunan Mitolojisi geliyor. (Mitoloji kelimesi de Yunancadan gelme) Onlarca toplum ve kültür arasından neden Yunan mitolojisinin bu kadar öne çıktığını anlayamıyorum mesela. Batılılar da mı bizle aynı taraftan mı bakıyor? Bize özgü olmadığı kesin. Bana göre Zeus gibi bir tanrıyı barındırdığı için Yunan Mitolojisi tam bir fiyaskodur. Her gördüğü dişiye tecavüz eden bir tanrı kudretli bir hikayeye öncülük edemez. Tanrı ilahi bir varlıktır bilgelik ve adalet barındırır. Abazalık sınırlarında dolaşan tanrı istemiyoruz. (Bunu yazdıktan sonra çarpıldım) 

İskandinav mitolojisinde savaşta hayatını kaybedenlerin cennete (Aasgard) kabul edilmesi benim çok ilgimi çekmişti. Abaza tanrılar değilde mitleri okurken bunun gibi etkileyici detaylar arıyorum. İslam inancındaki şehitlik mertebesinin aynısı değil mi? İlahi dinler ile mitler arasında benzerliklerin sayısı oldukça fazla. (Başka amaçlara hizmet etsede ilk Zeitgeist belgeselini bir izleyin) Bunu şöyle bir soruya çevirebiliriz, şimdiki ilahi dinler zamanla yeni mitolojiler olarak tarihteki yerini alabilir mi? Klişe bir sorudur ve sürekli tartışılır. Ben keskin bir yorum yapamıyorum. İnancıma ters olsa da imkanı olabilir. Kelt mitolojisi de aşırı dozda Hristiyanlık barındırır mesela. İskandinav mitolojisi de Paganizm.

Herakles (Herkül) Zeus’un oğlu değildir, hala bilmeyen varsa bu yanılgıya düşmesin. Bunun dışında Yunan mitolojisinde bulduğum diğer bir dezenformasyon Atlas. Dünyanın yuvarlak olduğu 16. yüzyılda Magellan tarafından ispat edilmiştir. Atlas’ın taşıdığı dünya ise sonradan değiştirilmiş, yuvarlak (geoid) hale getirilmiş demek oluyor bu. Mitolojik hikayeden bahsediyoruz, neden değiştirme ihtiyacı duyulmuş? Altıgen bir dünya benim daha çok ilgimi çekerdi. Yoksa sağlam bir öngörü mü varmış adamlarda? Sanmıyorum.

Bu arada büyük orospu çocuğuymuşsun Adonis. Afroditin aklını çeldiğin yetmiyor, şimdi de bizim kızların aklını çeliyorsun.

Text tagged as:
Taken with instagram

Taken with instagram

Photo tagged as:
Charlie Chaplins

Charlie Chaplins

Photo tagged as:

Baltalı İlahe: Lizzie Borden

Lizzie Borden took an axe
And gave her mother forty whacks.
And when she saw what she had done,
She gave her father forty-one.

Lizzie Borden çocuk tekerlemelerine konu olmuş, Amerika tarihinin gelmiş geçmiş en sansasyonel cinayet olaylarından birinin sanığı. 4 Ağustos 1892’de üvey annesi ve babasının kafalarını balta ile parçalaması sonucu, mahkeme tarafından yeterli kanıt bulunamamasına rağmen olayın tek şüphelisi olarak kayıtlara geçmiş.

Lizzie Borden piskolojik açıdan sağlam biri değildi. Kamuoyu tarafından katil addedilmesi de bunun bir sonucu. Zengin bir ailesi olmasına rağmen babasının eski kafalılığı ve dönemin diğer zengin kızları gibi yaşayamaması, üvey annesi ile olan problemleri ve başka herhangi bir sanık bulunamaması Lizzie’yi hedef gösteren detaylar. Yine, üvey annesi ve babasının ölümü arasında 2 saat bulunması da cinayet zanlısının evde rahatça dolaşabilecek birisi olduğunu gösteriyor. Ama bunlara karşı hiç bir zaman kesin ve net kanıtlar olmamış. Evde ve kentte yapılan aramalarda hiç bir zaman Lizzie’nin cinayet sırasında giydiği kıyafet bulunamamış. Kullanılan balta da. Ama yine Lizzie’nin bunları ustalıkla yok ettiğine dair sağlam iddialar var. Cinayet sonrası evde yapılan aramalar sırasında kan içinde olan kıyafetinin üzerine temiz kıyafet giyerek cinayet delilini sakladığı iddia ediliyor. Çok mantıklı bir teori. O zamanın şartlarını göz önüne alırsak genç bir bayanın kıyafetinin içine bakmak polisin aklının ucuna gelmeyebilir. 

Dava sonrası Lizzie aklanıp normal hayatına geri döndü. Sanık olduğu süreç boyunca mahkemede onun suçsuzluğunu destekleyen kasaba halkı ise dava sonucunda aklanmasına rağmen Lizzie’yi ömür boyu dışlayıp yalnız bir hayata terketti. Sanırım bu da olayın daha dramatik noktası. 

Text tagged as: axe lizzie_borden
odiilde: force’dan büyük allah var.

odiilde: force’dan büyük allah var.

Photo tagged as: reblog - Reblog from odiilde

Predictably Irrational

Bir gün World Wide Web’de öylesine bakınırken, bir derginin, Economist‘in web sitesinde aşağıdaki ilanı gördüm.

Bu fiyat tekliflerinin her birini okudum. İlk teklif -59 dolar karşılığında internet aboneliği- mantıklı gibiydi. İkinci seçenek -125 dolarlık dergi aboneliği- birazcık pahalı görünüyordu, ama yinede mantıklıydı.

Ne var ki daha sonra üçüncü seçeneği okudum: 125 dolar karşılığında dergi ve internet aboneliği. Gözüm önceki seçeneklere geri gitmeden önce bunu iki defa okudum. Hem internet hem de dergi aboneliği aynı fiyattan sunulurken, acaba kim sadece dergi aboneliğini satın almak isterdi ki? O halde, yalnızca dergi seçeneğinde dizgi hatası yapılmış olabilirdi, ama ben Economist‘in Londra bürosundaki zeki insanların beni fiilen maniple ettiklerinden şüphelendim. Yalnızca internet seçeneğini atlamamı (ilanı web’de okuduğum için tercihimin bu olacağını varsayıyorlardı) ve daha pahalı olan seçeneğe, internet ve dergi geçmemi istediklerinden oldukça emindim.

Peki beni nasıl maniple edebilirler? Bunun nedeninin Economist‘in pazarlama sihirbazlarının insan davranışına dair bildiği önemli bir şey olduğundan kuşkulanıyorum: İnsanların tercih etmeleri nadiren mutlak anlamdadır. Bize bir şeyin ne kadar ettiğini söyleyen içsel bir değer ölçeğimiz yok. Aksine, bir şeyin başka bir şey karşısında sahip olduğu izafi avantaja odaklanırız ve buna dayanarak değerini tahmin ederiz. (Örneğin altı silindirli bir arabanın ne kadar ettiğini bilemeyiz ama bunun dört silindirli modelden daha pahalı olduğunu varsayarız.)

Economist örneğinde, 59 dolarlık yalnızca internet aboneliğinin 125 dolarlık yalnızca dergi seçeneğinden daha iyi bir alışveriş olduğunu fark ettim. Aslında, mantıken bakıldığında karma pakette internet aboneliğinin bedava olduğu sonucuna varabilirsiniz! “Bu, tam beleş kaçırma aslanım” 

Öyleyse burada ne oluyor? Önemli bir gözlemle başlayayım: insanların çoğu bir şeyi bağlam içinde görmediği sürece ne istediğini bilemez. Ne tür bir yarış bisikleti istediğimizi bilemeyiz, Fransa turunda bir şampiyonu belli bir model üzerinde pedal çevirirken görünceye kadar. Ne tür seslendirme sistemini beğendiğimizi bilemeyiz, bir öncekinden daha iyi ses çıkaran bir dizi hoparlörü duyuncaya kadar. Yaşamlarımızda ne yapmak istediğimiz bile bilemeyiz, tamı tamına yapmayı düşündüğümüz bir şeyi yapan bir akraba ya da arkadaşa rastlayıncaya kadar. Her şey izafidir, işte bütün mesele bu. Karanlıkta iniş yapan bir uçuş pilotu gibi, her iki tarafımızda da pist ışıkları olsun, bizi tekerleklerimizi indirebileceğimiz yere yönlendirsin isteriz.

Öyleyse şimdi Economist’in kurnazlığına ağır çekimde bakalım. Seçenekleri MIT Sloan İşletme Okulundaki 100 öğrenciye verdiğimde, şöyle tercihte bulundular.

59 dolara yalnızca internet aboneliği - 16 öğrenci
125 dolara yalnızca dergi aboneliği - 0 öğrenci
125 dolara dergi ve internet aboneliği - 84 öğrenci

Şu ana kadar Sloan işletme mastır öğrencileri zeki çocuklar. Hepsi yalnızca dergi teklifine göre dergi ve internet teklifinin daha avantajlı olduğunu görüyor. Ama yalnızca dergi seçeneğinin sırf varlığından (buna haklı olarak şu andan itibaren tuzak diyeceğim) da etkilendiler. Başka deyişle, tuzağı kaldırdığımı farz edin, bu durumda seçenekler aşağıda görüldüğü gibi olurdu.

59 dolara yalnızca internet aboneliği - 68 öğrenci
125 dolara dergi ve internet aboneliği - 32 öğrenci

* Predictably Irrational (Akıldışı ama öngörülebilir) kitabını okuyorum, yukarıdaki gözlem oradan alıntıdır. Sermaye ve ticaret piyasasının piskolojik olarak işlendiği bir kitap. Daha yeni başlamama rağmen alıntı yapılacak o kadar çok nokta var ki. Muhtemelen bunun ikinci bir postu da olur.

Text tagged as: predictably_irrational

Kütüphane sadece kütüphane değildir

16 Mart 1971

Sevgili Oğlanlar ve Kızlar;

Yeni kütüphaneniz kutlu olsun, çünkü bu sadece bir kütüphane değil. Sizleri uzayın derinliklerine götürecek bir uzay gemisi, uzak gelecek ve uzak geçmişe götürecek bir zaman makinesi, insandan daha çoğunu bilen bir öğretmen, sizi eğlendirecek ve teskin edecek bir dost ve daha iyi ve mutlu ve faydalı bir hayata açılan kapıdır.

İmza

Isaac Asimov

-

16 March 1971

Dear Boys and Girls,

Congratulations on the new library, because it isn’t just a library. It is a space shipthat will take you to the farthest reaches of the Universe, a time machine that will take you to the far past and the far future, a teacher that knows more than any human being, a friend that will amuse you and console you—and most of all, a gateway, to a better and happier and more useful life.

(Signed, ‘Isaac Asimov’)

Isaac Asimov

(Source: turkcebkf.wordpress.com)

Text tagged as: library

Türk sinema tarihinin en iyi sahnesidir bu.

Pezevengi öldür bir cinayet , kızı al iki adam kaçırma, kızı en az iki kişi sik üç ırza tecavüz, her gece esrara takıl nerden baksan dort içicilik, heriflerin cebinden paralarını al beş gasp, bütün bu bokları yedikten sonra, polislerin suratına bakıp, kusura bakmayin abi kaza oldu diyemezsin. Adamın götünden kan alırlar kamil kan. Demezler mi ulan siz misiniz bu kentin zaptiyesi, sikerler olum hepimizi sikerler.

Video tagged as:
[Flash 9 is required to listen to audio.]

#ruin

Audio tagged as: kayit

Page1of2 next page ›